İstanbul
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
36,4423 %-0.01
38,2539 %-0.31
87.735,85 %-1.477
3.410,17 -0,09
Ara
Muhalif. HABERLER Ailesinde meme kanseri olanlar prostat kanseri açısından da risk altında

Ailesinde meme kanseri olanlar prostat kanseri açısından da risk altında

Ailesinde meme kanseri olanlar prostat kanseri açısından da risk altında

Okunma Süresi: 3 dk

Dünya Sağlık Örgütü her yıl dünyada yaklaşık 1 buçuk milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konduğunu belirtiyor. Türkiye’de ise bu rakamın ortalama olarak 20 bin olduğunu ve akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen kanserin prostat kanseri olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. İlker Tinay, “Prostat kanseri düzenli muayene ve erken tanı ile önlenebilen bir kanser türü. Genetik yatkınlık prostat kanserinde önemli. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlar 2-3 kat daha fazla risk altında. Ayrıca ailede meme kanseri varlığı da prostat kanseri açısından bir risk. Bu nedenle ailesinde meme veya prostat kanseri olanlar prostat taramalarına daha erken başlamalı” hatırlatmasında bulundu.

Kadınlarda meme kanserine neden olan BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonların (değişikliklerin), erkeklerde de prostat kanserine neden olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Üroonkoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. İlker Tinay, “Dolayısıyla annesinde meme kanseri öyküsü olanlar, prostat kanseri açısından da risk altında. Sağlıklı erkekler 50 yaşından sonra, ailesinde prostat kanseri veya meme kanseri öyküsü olanlar ise 40 yaşından itibaren yıllık muayene ve PSA tahlili yaptırmalı” dedi. 

  

Erkekler muayeneden kaçıyor

Pek çok erkeğin elle yapılan üroloji muayenesinden çekindiğini ve sadece kan tahlili yaptırmayı tercih ettiğini söyleyen Prof. Dr. İlker Tinay, “Hiçbir teknoloji muayenenin yerini tutmaz. Görüntüleme yöntemleriyle ortaya çıkmayan pek çok sorun sadece elle muayene esnasında tespit edilebiliyor” diye konuştu. 

 

Prostat kanseri belirti vermeyebilir

Erken tanının daha başarılı tedavi anlamına geldiğini hatırlatan Prof. Dr. İlker Tinay, “İnsanların bilinçli olması ve düzenli kontrollere gelerek taramalarını yaptırması çok önemli. Yeni gelişmeler sayesinde ileri evre prostat kanserinde bile tedavide yüz güldürücü sonuçlar elde etmek mümkün olsa da erken tanı alan kişilerin sonuçları da daha başarılı oluyor” dedi. Prostat kanserinin hiçbir belirti vermeyebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İlker Tinay, “İleri evre prostat kanserinde idrarda kan görülebilir. Prostat kanseri ilk olarak bel omurlarına ve omurgaya sıçrama yaptığı için bel ve sırt ağrıları olabilir. İdrarın kesik kesik yapılması ise kansere değil, iyi huylu prostat büyümesine de bağlı olabilir. Ancak net tanı koymak için bir üroloji uzmanına başvurmak önemli” uyarısında bulundu.

Ameliyatsız tedavi mümkün

Prostat kanserinin çoğu zaman tedavisinin ameliyat olduğunu ancak özellikle Radyasyon Onkolojisi alanındaki teknolojik gelişmeler sayesinde pek çok prostat kanseri hastasının ameliyat olmadan, sadece ışın tedavisiyle de sağlığına kavuşabildiğini belirten Prof. Dr. İlker Tinay, “Sadece tümörü hedef alan, çevre dokulara zarar vermeyen yeni radyoterapi cihazları yaşam kalitesini daha çok koruyor. Günümüzdeki gelişmeler sayesinde artık çok daha etkili ve çok daha az yan etkili tedaviler söz konusu. Nükleer Tıp alanındaki yeni radyonüklid tedaviler, medikal taraftaki akıllı ilaçlar ve bağışıklık sistemini harekete geçiren immünoterapiler de prostat kanseri tedavisinde cerrahiye giderek daha sık ek veya alternatif olan yöntemler arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *