PKK'nın kendini feshi

"PKK'nın kayıtsız şartsız silâh bırakmasını" teminen teröristbaşı adına bugün (27 Şubat) saat 17:00’de yapılacağı bildirilen açıklama olayını vatandaş olarak ben de TV ekranının önünde izledim.
Maalesef söylemem gerekir ki, açıklamayı okumakla vazifeli kişilerin, Anayasamızın 3’üncü Maddesi’nin “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir....” şeklindeki sarih hükmüne rağmen, açıklamayı önce “Kürtçe” olarak okumaları, teröristbaşının ve DEM heyetinin “PKK’nın kayıtsız ve şartsız silâh bırakması” için yapılması gereken çağrıyı, bölücü emel ve amaçla istismar etme niyetiyle hareket ettiklerini aşikâr biçimde ortaya koymaktadır.
Bu tutum, görüşüme göre, Türkiye’nin Anayasal yapısına ve düzenine meydan okumadır.
“Demokratik uzlaşma temel yöntemdir” ve “kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür” şeklindeki değer yargıları da bölücü niyet ve tasavvurların tezahürüdür. “PKK’nın silâh bırakması” olayının saptırılmasıdır.
Açıklamanın okunmasından sonra DEM mensubu Sırrı Süreyya Önder tarafından dile getirilen teröristbaşının "bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz silâhların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukukî boyutun tanınmasını gerektirir" sözleri, PKK’nın silâh bırakmasıyla ilgili olarak koşulan şartlardan başka bir şey değildir.