Savaş sırlarını gazeteciye kim gönderdi

Okurken kahkaha atmamak mümkün değil. Kendini dünyanın patronu sanan ABD, devletini yöneten bir avuç iş bilmez tarafından rezil oldu. Böyle bir ekip kurduğu için Başkan Donald Trump neyi hak ediyor, siz karar verin!
Olay şöyle gelişmiş: Trump Yönetimi’nin sert muhaliflerinden olarak bilinen The Atlantic dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Jeffrey Goldberg, ABD’de yaygın olarak kullanılan Signal isimli haberleşme platformunun üyesiymiş. Geçen hafta başında Signal’dan gelen mesajlarına bakarken bir de ne görsün? Michael Waltz isimli bir kullanıcı onu bir haberleşme grubuna eklemiş. Michael Waltz malum Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın adı. Goldberg kendi kendine, yok canım, o olamaz, isim benzerliğidir, demiş. Ancak ilerleyen saatlerde grupta gördüğü isimler karşısında şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmış. Kimler yokmuş ki? Mesela Ulusal Güvenlik Kurumu’nun (ABD haberalmasının şemsiye kuruluşu) Başkanı Tulsi Gabbard, Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Başkan Trump’ın Ortadoğu ve Ukrayna Temsilcisi Steve Witkoff, Dışişleri Bakanlığı Baş Danışmanı Mike Needham, Hazine Bakanı Scott Bessent, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Başkan adayı Joe Kent... Toplamda 18 kişi. Goldberg bazılarının isimlerini, şu anda aktif CIA (ABD Merkezi Haberalma Örgütü) elemanları oldukları gerekçesiyle açıklamıyor.
Birbirlerine, Kızıldeniz’de gemi trafiği güvenliğini çok ciddi tehdit eden Yemen’deki Husi isimli İran destekli terorist gruba ABD savaş uçaklarının ne zaman ve nasıl saldıracağı haberlerini veriyorlarmış. Anlayacağınız Husi’lere yapılacak böyle gizli bir operasyonun ayrıntılarını Signal üstünden görüşüyor, haberleşiyorlarmış.
Goldberg bu yazışmaları okuduktan ve Yemen’e yapılan hava saldırılarını izledikten sonra The Atlantic’te “Trump Yönetimi Bana Yanlışlıkla Savaş Planlarını Gönderdi” başlıklı bir yazı yayımladı.
Goldberg yazısında şu ifadeleri kullandı:
“ABD’nin ulusal güvenliğinden sorumlu yetkililer, Yemen’e düzenlenecek bir hava operasyonunun nasıl yönetileceğini gizlice görüşmek için kurdukları haberleşme grubuna beni de dahil etmişler. Önce bunun gerçek olduğuna inanamadım. Ama bombalar yağmaya başlayınca gerçek olduğunu anladım.”
Goldberg yazısına şöyle devam ediyor:
“Bütün bu yazılan bilgiler ABD’nin hasmı olan bir gücün eline geçmiş olsaydı tahmin edileceği gibi, sorumluluk alanı geniş Ortadoğu bölgesi olan U.S. Central Command (ABD Merkez Komutanlığı) ve personeline ağır hasar verebilirdi.”
“BIKTIK BU BELEŞÇİ AVRUPALILAR’DAN”
Yazışmalarda ABD’li yetkililerin birbirlerine, Kızıl Deniz bölgesinden geçen Avrupa ülkelerine ait gemilerin sayılarının Amerikan gemilerinden çok daha fazla olduğuna işaret ederek, “Bıktık usandık artık bu beleşçi Avrupalılar’ı korumaktan,” ifadelerini kullanıyorlar. Tam burada Savunma Bakanı Hegseth şöyle diyor:”Size tamamıyla katılıyor, Avrupalılar’ın bu beleşçiliklerinden nefret ediyorum.”
Goldberg’in yazısıyla birlikte olay patlak verince Savunma Bakanı Hegseth, Signal grubunda ABD’nin savaş planlarını tartışmadıklarını ileri sürdü. Öte yandan Beyaz Saray Basın Sözcüsü Brian Hughes gazetecilerin sorularını yanıtlarken Signal grubunun gerçek olmasının mümkün olduğunu açıkladı.
Öte yandan skandalın patlak vermesi üstüne muhalefetteki Demokrat Partililer ayağa kalktı. Kongre üyeleri Temasilciler Meclisi’nde olayla ilgili soruşturma başlatılması çağırısında bulundular. Şunu da ekleyeyim. Goldberg’i Signal haberleşme grubuna kimin eklediği hala anlaşılamadı.
Bir zamanların dünya gücü ABD, devlet adabından, askeri sır kavramından habersiz bir avuç yeteneksiz muhterisin elinde aleme rezil oldu. Bakalım ilerleyen zamanlarda Washington merkezli daha ne gibi gaflar duyacağız? Gaf deyip de geçmeyin. Bu 18 kişinin yaptığı resmen ülkelerinin ulusal güvenliğini tehlikeye atmaktır. Acaba haklarında ne gibi işlem yapılacak? Merakla bekler, sizlere de haber veririm.
Bu arada, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mao Zedung’un “kağıttan kaplan” tanımlaması bugünün ABD’si için pek de uygun düşüyor. Mao bütün gerici ve sağcıları (Soğuk Savaş’ın moda deyimiyle emperyalist ülkelerin) birer kağıttan kaplan diye tanımlıyor, yüzeyde güçlü görünseler bile ani çöküşlerinin kaçınılmaz olduğunu savunuyordu.
Böyle bir kağıttan kaplandan, koltuklarını korumak uğruna medet umanlar, iki kere düşünsün derim. Bir bakmışsınız koluna girdiğiniz ya da himayesine sığındığınızı sandığınız kağıttan kaplan ani çöküşe geçerken sizi de peşinden sürüklemiş!
Şeker Bayramı’nı kazasız belasız, huzur içinde geçirmenizi diliyorum.